Toplum ve Siyaset - Birey toplum sorunları ve çözüm önerileri, sosyal hizmet alanında bilgiler...

Editör • Reklam • İletişim Site içi arama:
 
Reklam
vermek
istiyorum!
 
 
E-mail:
Şifre:
   
Üye Olmak İstiyorum
Şifremi Unuttum
 
Güncel
Aile
Araştırmalar
Çocuk-Gençlik
Emek Dünyası
İnsan Hakları
Kişisel Gelişim
Kültür Sanat
Güncel Siyaset
Sosyal Sorunlar
Sosyoloji-Tarih-Felsefe
Söyleşiler
Foreign Sources
 
Site İçeriği
Haberler
Linkler
En Çok Okunanlar
İlanlar
Forum
 
İstatistikler
Kayıtlı Yazı: 1167
Kayıtlı Üye: 2437
 
Anket
Anketlerimiz manipüle edildiği için anket yayınlamıyoruz
Sonuçlar
 
 
Araştırmalar
 
Madde Bağımlılığı
( )
 
 
MADDE BAĞIMLILIĞI (Uçucu Maddeler)
Ercan MUTLU
( Sosyal Hizmet Uzmanı )

GİRİŞ

Madde kullanımı ve bununla ilişkili sorunlar medeniyetlerin kurulması kadar eskidir. 1960-
1970’li yıllardan sonra çok çeşitli uyuşturucu maddelerin bulunabilir ve kullanılabilir hale gelmesiyle, zaten var olan alkol ve sigara kullanımına ait sorunlara yenileri eklenmiştir (Çakmak ve diğerleri, 1997, s.9).

Madde bağımlılığı yalnız bireysel değil aynı zamanda sosyal sorunlar yaratması nedeniyle toplum sağlığını tehdit eden en ciddi sorunlardan biridir. Madde bağımlılığının varlığı, hem bağımlının işgücü kaybı olması, hem yasadışı eylemlerinin sonucu cezaevi yaşantılarının olması, hem de çeşitli sağlık sorunları nedeniyle ciddi bir ekonomik yük getirmektedir. Ayrıca yukarıda sayılan nedenlerle madde kullanımı, suç işleme, çalışamama gibi durumlar toplumu sosyal olarak da etkileyen çeşitli sonuçlara yol açmaktadır (Çakmak ve diğerleri, 1997, s.9).

Yapılan araştırmalarda madde kullanma alışkanlığının tüm dünyada giderek artmakta olduğu, özellikle genç nüfus kesimini etkilediği anlaşılmaktadır. Bu artış normal nüfus artış hızından çok daha yüksektir. Madde kullanımına başlama yaşı da giderek küçülmektedir. Ülkemizde son yıllarda madde bağımlılığı nedeniyle ölümler hızlı bir şekilde ve belirgin olarak artmaktadır (Sevil, 1988, s.83). Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisinin yaptığı araştırma yukarıdaki yargıyı destekler niteliktedir. Araştırma sonuçlarına göre ilk uçucu madde kullanım yaşı yaklaşık 11, esrar ve ecstasy kullanımının ise sırasıyla 16 ve 17’dir (Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi, 2003, s.68).

Uçucu maddelerin ucuz olması, hızlı etki göstermesi ve bu tür maddelere kolay ulaşılabilmesi nedeniyle uçucu maddeler çocuklar tarafından yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Uçucu madde bağımlılığı sorunu özellikle sokaklarda yaşayan, her türlü ihmal ve istismara açık çocuklar için büyük bir risk oluşturmaktadır. Sosyal ve ekonomik koşulları yetersiz ailelerin çocukları arasında da uçucu madde kullanma oranı giderek artmaktadır. Yoksulluk, kente göç eden ailenin kentsel yapıya uyum sağlayamaması aile yaşamını sarsmaktadır.

Madde bağımlılığı sorunu birey, aile ve toplum üzerinde çeşitli sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunların önlemesi ve çözümlenmesi sosyal hizmet mesleğinin müdahalesini gerektirir. Sosyal hizmet uzmanları madde kullanımının etkileri üzerinde odaklaşır birey ve ailelere danışmanlık hizmeti sunar, onların yararına toplum kaynaklarını harekete geçirir, koruyucu ve önleyici çalışmalar yaparlar.



1.TANIMLAR

Uçucu madde bağımlılığı konusunun daha iyi anlaşılabilmesi için bazı kavramların tanımlanması gerekmektedir. Konu ile ilgili bazı kavramları şöyle tanımlayabiliriz

a)Bağımlılık: Kişinin kullandığı maddeyi birçok kez bırakma girişiminde bulunmasına rağmen bırakamaması, giderek madde dozunu arttırması, kullanmayı bıraktığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması, zararlarını görmesine rağmen kullanmayı sürdürmesi, zamanının büyük bölümünü madde arayarak geçirmesi ile belirli bir durumdur (Ögel, 2001, s.17).

DSM IV’e göre ise madde bağımlılığı tanı ölçütleri şöyle verilmektedir:
12 aylık bir dönem içinde herhangi bir zaman ortaya çıkan, aşağıdakilerden üçü (ya da daha fazlası) ile kendini gösteren, klinik olarak belirgin bir bozulmaya ya da sıkıntıya yol açan uygunsuz bir madde kullanım örüntüsü:
(1)aşağıdakilerden biri ile tanımlandığı üzere tolerans gelişmiş olması:
(a) entoksikasyon ya da istenenen etkiyi sağlamak için belirgin olarak artmış miktarlarda madde kullanma gereksinmesi
(b) sürekli olarak aynı miktarda madde kullanması ile belirgin olarak azalmış etki sağlaması
(2) aşağıdakilerden biri ile tanımlandığı üzere yoksunluk gelişmiş olması:
(a)söz konusu maddeye özgü yoksunluk sendromu
(b) yoksunluk belirtilerinden kurtulmak ya da kaçınmak için aynı madde (ya da yakın benzeri) alınır
(3) madde, çoğu kez tasarlandığından daha yüksek miktarlarda ya da daha uzun bir dönem süresince alınır
(4) madde kullanımını bırakmak ya da denetim altına almak için sürekli bir istek ya da boşa çıkan çabalar vardır
(5) maddeyi sağlamak (örn.çok sayıda doktora gitme ya da uzun süreli araba kullanma), maddeyi kullanmak (örn.birbiri ardı sıra sigara içme) ya da maddenin etkilerinden kurtulmak için çok fazla zaman harcama
(6) madde kullanımı yüzünden önemli toplumsal, mesleki etkinlikler ya da boş zamanları değerlendirme etkinlikleri bırakılır ya da azaltılır
(7) maddenin neden olmuş ya da alevlendirmiş olabileceği, sürekli olarak var olan ya da yineleyici bir biçimde ortaya çıkan fizik ya da psikolojik bir sorunun olduğu bilinmesine karşın madde kullanımı sürdürülür(örn. kokainin yol açtığı depresyonun olduğunu bilmesine karşın kokain kullanıyor olma ya da alkol tüketimi ile kötüleştiğini bildiği ülseri olmasına karşın içmeyi sürdürme) (Köroğlu , 1994; Aktaran Yüksel, 1995, s.427).


b)Maddenin Zararlı Kullanımı: Kişinin kendine, hayatına ve çevresine zarar verecek tarzda madde kullanmasıdır. Madde kullanımı kişiye zarar verdiği halde madde kullanımı devam etmektedir. Bunlar arasında okul başarısızlığı ,ailesel ve yasal sorunlar sayılabilir (Ögel, 2001, s.17).

DSM IV’e göre ise madde kötüye kullanımı tanı ölçütleri şöyle verilmektedir:

A-12 aylık bir dönem içinde ortaya çıkan, aşağıdakilerden biri (ya da birden fazlası) ile kendini gösterdiği üzere, klinik açıdan belirgin bozulma ya da sıkıntıya yol açan uygunsuz bir madde kullanım örüntüsü:
(1) işte, okulda ya da evde alması beklenen başlıca sorumlulukları alamama ile sonuçlanan yineleyici bir biçimde madde kullanımı (örn. madde kullanımı ile ilişkili olarak sık sık işe gitmemeler ya da işte başarı gösterememe; madde kullanımı ile ilişkili olarak okula gitmemeler, okulu asmalar ya da okuldan kovulmalar ; çocukların ya da diğer ev halkının ihmal edilmesi)
(2)fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici bir biçimde madde kullanımı (örn. madde kullanımının yarattığı bozukluklar sırasında araba kullanma ya da bir makineyi işletme)
(3)madde ile ilişkili, yineleyici bir biçimde ortaya çıkan yasal sorunlar (örn. madde ile ilişkili davranım bozukluğuna bağlı tutuklanmalar)
(4)maddenin etkilerinin neden olduğu ya da alevlendirdiği, sürekli ya da yineleyici toplumsal ya da kişilerarası sorunlara karşın sürekli madde kullanımı (örn.entoksikasyonun sonuçları hakkında eşle olan tartışmalar, fiziksel kavgalar) (Köroğlu , 1994; Aktaran Yüksel, 1995, s.428).


c)Yoksunluk: Uzun süre madde kullanımı sonrasında, madde kullanımı bırakıldığı zaman ortaya çıkan fiziksel ve ruhsal sorunlardır. Yoksunluk belirtileri,şiddeti ve süresi kullanılan maddenin cinsine göre değişir (Ögel, 2001, s.17).

d)Tolerans: Kullanılan madde miktarının giderek artmasıdır. Her zaman kullanılan miktar istenen etkiyi yaratmamakta ve kişi kullandığı madde miktarını aynı etkiyi sağlayabilmek için arttırma gereksinimi duymaktadır (Ögel, 2001, s.17).

e)Zehirlenme: Kullanılan maddenin etkisini göstermesidir. Uygunsuz davranış ya da psikolojik değişiklikler ortaya çıkar. Bir tür sarhoşluk hali olarak tanımlanabilir (Ögel, 2001, s.17).

f) Uçucu ve Yapıştırıcı Maddeler :Boyalar ve boyalarda kullanılan tiner , bali , uhu gibi yapıştırıcılar , çakmak gazı olarak kullanılan bütan gazı , kuru temizlemede kullanılan maddeler , benzin , yazı yazılırken yapılan hataları silmekte kullanılan maddeler yaygın olarak kullanılan uçucu maddelerdir. Bu tür maddeler kolaylıkla bulunabilen, satılması yasal ve ucuz olması nedeniyle kullanımı yaygın olan maddelerdir.

Uçucu maddeler kullanıldığında neşe hali, sakinlik duygusu verebilir, bazı hayaller görülmesine yol açabilir. Ciddi bir sarhoşluk, denge bozukluğu yürüme güçlüğü, etkileri arasında sayılabilir. Beyin üstüne doğrudan toksik etki yaptığı için oldukça zararlıdır. Uçucu madde koklayanlarda ani ölümler sıklıkla meydana gelir. Ani ölümler beyin ve kalp üstüne olan etkilerden dolayı ortaya çıkar. Saldırgan ve tehlikeli davranışlar uçucu madde kullananlar arasında sık olarak gözlenir (Ögel , 2002, s . 25 ) .


2.BAĞIMLILIĞIN NEDENLERİ:

Bağımlılığın nedeni olarak tek bir etkenden söz etmek çok güçtür. Birçok etken bir arada olabilir. Aşağıda yer alan etkenler dışında da bağımlılık gelişebilir. Aşağıda yer alan etkenler bağımlı insanlarda sıklıkla gözlenmiş etkenlerdir. Yoksa bağımlılığın nedeni mutlak olarak belirlenmiş değildir ( Ögel , 2001 , s . 60 ) .

a) Psikolojik Etkenler: Engeller ve sorunlar karşısında kolaylıkla kırılan ve olumsuz duygular yaşayan insanlar bu özelliklerinden dolayı daha da fazla engellenme yaşarlar. Çünkü toplumsal çevre de engellenme yaratacak etkenler çok fazladır. Bu tür kişiler isteklerinin derhal yerine gelmesini isterler. İstekleri geciktiği takdirde yıkım yaşarlar.Yaşadıkları duygular ile giderek bir kısır döngüye girerler ( Ögel , 2001 , s . 62 ) .

Kişinin sıkıntı hissini azaltma isteği ön plandadır. Madde kullanımını bırakan kişilerin olumsuz bir olay yaşadıkları zaman tekrar madde kullanmaya başladıkları bilinen bir gerçektir. Bu bağlamda sıkıntı hissi ile madde kullanımı arasında bir ilişki vardır. Bu kişilerin genellikle acıya katlanma eşiklerinin düşük olduğu gösterilmiştir. Yaşadıkları açıya uzun süre dayanamamaktadırlar. Biran önce kendilerine rahatsızlık veren gerilim duygusunu yok etmek istemektedirler. Madde kullanarak kendilerini iyi hissetme, maddenin yarattığı iyi hissetmeden ya da çok olumsuz duyguların yaşanmasından kaçınmaya yöneliktir. Genelde hemen haz duyma gereksinimi göze çarpar. Bir an önce stresten kurtulup, huzursuzluğun yerini huzurun alması başlıca amaçtır. Bu yolda kullanılan aracın uyuşturucu bir madde olup olması önemli değildir.

Maddenin bırakıldığı dönemde gözlenen yoksunluk dönemi bağımlı kişi için çok zor bir dönemdir. Birçoğu bunu yaşamak istemez. Halbuki bu dönemin yaşanması, daha sonraya yaşanabilecek acılara karşı bir hazırlık dönemidir. Bu dönemde acıyla baş etmeyi öğrenmek, tekrar madde kullanmayı engelleyecek en önemli etkenlerden birisidir. Gerilimden acıdan ve huzursuzluktan kaçınma davranışının altında, sorunlarla başa çıkamamak yatmaktadır( Ögel, 2001, s . 62 - 63 ).

Ödüllendirilme ve sevilme duygusunu erteleyebilme yetisi düşük olan kişiler hemen ödüllendirilmek isterler. Sürekli sevilmek ve iyi olma duygusunu yaşamak isterler. Bazı maddeler insanların kendilerini olduğundan daha iyi hissettirdiği için maddeye yönelebilirler. Bu sorun daha çok olgunlaşmamış kişiliklerde gözlenir( Ögel ,2001 , s . 63 ) .

Sosyalleşmede sorunlar yaşayan kişi içinde bulunduğu ortama uyum sağlayamamıştır. Bu nedenle bir yıkım, hüsran yaşar. Yaşantıladığı duygulardan kaçınmak ya da bunlarla başa çıkabilmek amacıyla maddeye başvurabilir ( Ögel ,2001 , s .62 ) .

Psikoseksüel gelişim dönemlerinde eksikliği duyulan sevgi ve güven eksikliği nedeni, yetişkinlik döneminde yaşanılan kaygının bastırılabilmesi ve bu duygu ile başa çıkabilmek amacı ile insanın uyuşturucu maddelere yöneliği söylenebilir ( Ögel ,2001 , s . 62 ) .

b) Kalıtımsal Etkenler: Alkol bağımlılığının kalıtımsal etkenler ile ilişkisi olduğuna dair ciddi veriler vardır. Bu veriler ikiz ve evlat edinme çalışmalarıyla doğrulanmıştır. Ancak diğer uyuşturucu madde kötüye kullanımında ya da bağımlılıklarının gelişiminde kalıtımsal etkenlerin rolü üzerine yerince bilgi yoktur.

Alkol dışı diğer uyuşturucu maddelerin genetik geçişi üstüne son yıllarda yapılmış bazı çalışmalar vardır. Bu çalışmalarda RFLP teknolojisi ile bazı etkenler saplanmıştır. Madde kullanan kişilerin ailelerinde de madde kullanımı sık olduğu bilinmektedir. Ancak bu veri madde kullananların çocuklarında da madde kullanımının olmasının nedenlerini genetik teorilerle açıklayamaz. Çünkü; aile biçimleri ve aileden öğrenmenin de genetik nedenler dışında ayrı bir etken olduğu ve hangi etkenin çocuğun madde kullanımına yol açtığı bilinemez. Bu nedenler ile genetik bir kod bulunamadığı takdirde madde kullanmanın kalıtımsal bir durum olduğu ileri sürülememektedir ( Ögel, 2001 , s . 63 - 64 ).

c) Sosyokültürel Etkenler: Bir toplumda madde kullanımı kabul görüyorsa , madde kullanan kişi sayısı da artacaktır. Diğer kullanıcılar yeni başlayanlara nasıl kullanılacağını öğretebilirler. Toplum yaşamında bu normal olarak kabul edilmiştir. Kullanmayan bir kişi madde kullanmaya başlayarak , kullanan kişilerin grubuna girmeye , sosyal kabul ve destek görmeye çalışacaktır. Bir toplum içinde yaygın madde kullanımı varsa, kişi bu maddelerin nasıl kullanıldığını kolayca öğrenecek , kullanarak sosyal kazançlar elde edecektir. ( Ögel ,2001 , s .67 ) .

Bir maddenin o çevrede bulunması madde kullanımını artıran diğer bir etkendir. Eğer , bulunduğunuz çevrede madde yoksa , onu hiç bilemezsiniz ya da tanıyorsanız bile kullanma imkanı bulamazsınız. Maddenin olmadığı yerde , madde bağımlılığı da yoktur( Ögel ,2001 , s . 67 ) .

Madde kullanımında önemli etkenlerden biri ise, kişinin yaşamında riskleri göze alıyor ve riskli bir yaşamı tercih ediyor olmasıdır. Bütün zararlarına rağmen, madde kullanımı kişilere çekici gelmektedir. Madde kullanımı toplumun koyduğu kurallara karşı gelmektir. Toplumun koyduğu sınırlar içinde yaşayan ve bunların dışına çıkmayan kişilerin uyuşturucu madde kullanım olasılığı daha düşük olacaktır ( Ögel ,2001 , s . 68 ) .

Uyuşturucu madde kullanımını özendiren bazı toplumsal etmenlerde vardır. Bunlar arasında özellikle tüketim toplumlarında yaygınlaşan günlük streslerden haplar ya da ilaçlar yoluyla kurtulma davranışıdır. Bu davranışı özellikle ilaç firmaları da desteklemektedir. Bir ilaç alarak sistemin getirdiği yüklerden kurtulmak çalışmak , insanın kendini tanımasını ve varlığını farkına varmasını önleyici bir çabadır.insanın kendisini yaşamasına izin vermemektedir ( Ögel , 2001, s . 69).

d) Aile: Aile insan yaşamında ve gelişiminde çok önemli bir yer tutar. İnsanın gelişim dönemlerinde etkilendiği, sevgi ve güven duygularını geliştirdiği kurumdur. Bu noktada çıkacak aksaklıklar , tüm kişiliği etkileyebilir.

Aile ile madde kullanımı arasındaki ilişki aşağıdaki gibi özetlenebilir;
1. Madde kullanan gençlerin büyük çoğunluluğun ailesinde de uyuşturucu madde kullanan kişiler saptanmıştır.
2. Madde kullanan gençlerin aileleri genellikle ihmal eden , yeterli kontrol , sevgi ve destek sağlamayan , gevşek disiplinli ana babalardır. Madde bağımlılığı aileyi her yönden etkileyen bir hastalıktır.
3. Kimi ailelerin ise ileri derecede katı , baskın , çocuğun gelişimine olanak tanımayan yapıya sahip olduğu belirlenmiştir.
4. Boşanmış , ayrı yaşayan , ebeveynden birinin kaybedilmiş olduğu , parçalanmış aile çocuklarında uyuşturucu madde kullanımı yaygındır.
5. Anne babanın iyi birer model olmaması da önemli bir etkendir. Sorunlar karşısında aciz kalan , çözüm üretemeyen ya da uyuşturucu maddelere karşı hoşgörülü ailelerin çocukları risk altındadır.
6. Aile içinde gencin özdeşim kurabileceği kurabileceği bir bireyin olmaması önemli sorunlar yaratabilmektedir.
7. Aşırı koruyucu , kollayıcı ailenin çocuklarında da uyuşturucu kullanımı yaygın olduğu gözlenmiştir ( Ögel, 2001, s . 71 ) .

Madde bağımlılığı aileyi her yönden etkileyen bir hastalıktır. Ailede bağımlı bir üyenin varlığı aileyi ekonomik ve sosyal yönden olumsuz olarak etkilemekte ailenin işlevlerini bozmaktadır. Bağımlılık aileyi ekonomik ve sosyal tüm alanlarda etkilemektedir. Etkiler aynı zamanda derin ve şiddetlidir. Bu etkilenme diğer kronik hastalıklardan çok daha fazladır. Bağımlılığın aileye ve dolayısıyla topluma , diğer hastalıklarla karşılaştırıldığında , ağır yük getiren bir hastalık olduğu kabul edilmelidir ( Çakmak ve diğerleri , 1997 , s . 79 ) .

e) Kişilik : Kişilik kavramı , bireyin kendine özgü olan ve bireyi başkalarından ayırt ettiren uyum özelliklerini içerir. Bu özellikler bireyin bilme – düşünme – algılama biçimi , belli durumlarda belli duygusal tepki gösterebilme yetisi , engellenme ve çatışmalar karşısında başa çıkma ve savunma düzenekleridir ( Ögel ,2001 , s . 72 ) .

Ülkemizde Psikolog Beyhan Çoşkun Gülkan, uyuşturucu madde kullanan bağımlılar üstünde MMPI adı verilen kişilik testi ile yaptığı tez çalışmasında bulgularını şöyle açıklamıştır ;

Bu kişilerde düşüncede belirgin bir bağımsızlık ve negatiflik , duygularda sık değişim , fevri davranışlar , tatminsizlik , huzursuzluk ve dengesizlik bulunmuştur. Düşük benlik algısına sahip olan bu kişiler içinde bulundukları durumu tahlil yeteneğine ve durumlarını değiştirme yetisine sahip olmayan kişiler olarak gözükmektedirler. Katı , inatçı , kuşkucu , zor ve aşırı hassas olarak tanımlanabilen bu kişiler, kendisine yönelik sosyal uyarıcıları savunma mekanizmaları yoluyla kolaylıkla çarpıtabilirler. Düşmanlık duygularını endirekt şekilde gösteren , yansıtmayı kullanan , alınma fikirleri , kuşkuculuk özellikleri baskın olan bu kişileri de kararsızlık , gerginlik ve kaygı yoğundur. İlgi ve yardım görmek ve sorumluluklarından kurtulmak amacıyla kasıtlı ve bilinçli olarak kötü görünmeye çalışmışlar ve mevcut sorunları abartma eğilimine girmektedirler. Savunmaları zayıflamış olan bu kişiler rasyonalizasyon , entellektüalizasyon savunma mekanizmalarına kullanmaktadırlar. Ancak savunmaları zayıflamış olduğundan kullanılan bu mekanizmalar etkisiz kalmaktadır ( Gülkan , 1994 Aktaran , Ögel , 2001 , s . 72 – 73 ) .

Madde bağımlılığı ile kişilik bozuklukları arasında önemli bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bağımlı kişilerde en sık gözlenen kişilik bozukluğu anti sosyal kişilik bozukluğudur. Ayrıca Borderline kişilik bozukluğu , pasif agresif kişilik bozukluğu madde bağımlılarında sıklıkla rastlanan diğer kişilik bozukluklarıdır( Ögel , 2001 , s . 74 ) .

f)Başka Hastalıklar: Alkol bağımlılarının önemli bir kısmının yaşadıkları anksiyeteyi bastırmak için alkol kullanmaya başladıkları gösterilmiştir. Bunların çoğunlukla panik atakları olan kişilerden ya da sosyal fobisi olanlardan oluştuğu gözlenmektedir. Opiyat bağımlılarında ise % 90 oranında başka bir psikiyatrik bozukluğun eşlik ettiği saptanmıştır. Bunlar arasında depresyon, antisosyal kişilik bozukluğu, alkol kullanım bozuklukları ve anksiyete bozuklukları en sık görülenlerdir. Ayrıca madde bağımlılarının % 15 oranında bir kez intihar girişimleri olduğu saptanmıştır.Bu nedenlerden dolayı madde bağımlılığının tedavisine geniş bir açıdan yaklaşmak gereklidir( Ögel , 2001 , s . 74 ).

g)Madde Kullanmaya Başlamada Önemli Diğer Etkenler: Yapılan araştırmalar gençlerin en sık olarak merak nedeniyle madde kullanmaya başladığını göstermektedir. Arkadaş baskısı ikinci önemli etkendir. Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara çoğunlukla dayanılamamaktadır. Arkadaş grubunun dışında kalmak , onlarda farklı olma korkusu yaşanmaktadır. Ayrıca sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda madde kullanımı sıktır. Bir başka değişle çaresizlik başka önemli bir etkendir. Gençleri madde kullanmaya iten diğer bir etken ise gencin madde kullanarak kendini kanıtlama davranışı gösterme eğilimidir. Farklı ve değişik gözükerek beğeni toplamak amaçlanmaktadır. Ani tepki veren , saldırgan veya asi davranışları olan , her şeyi red eden , davranış bozukluğu gösteren , aykırı davranışlar içinde bulunan , erken yaşlarda davranış problemleri olan , çabuk heyecanlanan , içe dönük olan , itaatkar olan ve yaşıtlarından aşırı etkilenen gençler ; madde kullanma riski fazla olan gençlerdir ( Ögel , 2001 , s . 78 ).

3.UÇUCU MADDE BAĞIMLILIĞININ NEDENLERİ

Uçucu madde kullanmaya başlama nedenleri şu şekilde sıralanabilir. (Tuncer ve diğerleri; 1990, : 2; Kalyoncu, 1995: 5; Duru ve arkadaşları 1992: 1; Özden ve Canat, 1995: 36; Ziyalar, 1991: 38, Hil, 1989: 309; Aktaran; Duman, 2001, s. 87).
1. Arkadaş grubunun baskısına maruz kalınarak grup tarafından kabul görme arzusuyla kullanma yaygındır. Ayrıca arkadaş grubunun madde kullanımı konusunda merak etkisi yaratmasıyla madde kullanmayı denemede bir diğer neden olarak görülebilir.
2. Uçucu maddelerin kolay ve ucuz bir şekilde elde edilebilmesi madde kullanıcılarının bu tür maddeleri kendi paraları ile alabilmesi ve çeşitlerinin olması madde kullanıcıları arasında uçucu madde kullanma yaygınlığını artırmaktadır.
3. Anne-baba ile sorun yaşama, anne-baba veya sevilen birinin ölümü, aile içi ilişki bozuklu, aileye çocuğa yönelik şiddet ve kuralların açıkça belli olmaması, aşırı otoriter, aşırı koruyucu ya da tutarsız anne baba tutumları sonucu, çocuk üzerinde yeterli denetimin kurulaması ve doğru toplumsal davranışları öğreneceği modelin sunulamaması gencin madde kullanmasına neden olmaktadır.
4. Kente göç hareketlerinin aile üzerindeki etkileri de (kültürel değişikliğe uyum sağlayamama gibi) toplumsal sorunlara yol açmakta ve bu durum gençleri bu belirsizlik döneminde uçucu madde kullanmaya yöneltmektedir ( Beyazyürek, 1995: 47, Aktaran, Duman, 2001 s. 87).
5. Ailede alkol ve madde kullanan bireylerin olması ve gencin madde alışkanlıkları olan anne babalara olumsuz model olarak örnek alması da uçucu madde kullanımı neden olmaktadır (Arman, 1993: s. 65, Aktaran; Duman, 2001: s. 87).
6. Gençlerin bulundukları dönemin bir özelliği olarak yetişkinlere ve toplumsal değerleri yönelik tepkilerine uçucu madde kullanmaya yönelerek ifade etmeleri uçucu madde bağımlılığının diğer bir nedenidir (Duman; 2001: s. 88).

Diğer psikoaktif madde bağımlılıklarında olduğu gibi uçucu madde bağımlılığında da sosyal yaşam biçimi hem bağımlılığı oluşturan hem de uçucu madde bağımlılığının olumsuz sonuçlarından etkilenen çift yönlü bir pozisyondan olduğu söylenebilir. Sosyal yaşantı değişiklikleri madde kullanımını etkilerken, madde kullanımı da sosyal yaşantıyı etkilemektedir. Madde kullanımı kişinin sosyal hayatını etkilemekte, onu sadece madde kullanan kişilerle çevrili, yaşadığı toplumdan soyutlanmış bir yaşam tarzına itmektedir. Devamlı olarak madde kullananlarla birlikte olduğundan sonuçta alt kültür oluşturma eğilimi de artmaktadır (Duman; 2001: s. 88).

Uçucu maddelerin uzun süreli kullanımı solunum organlarında tahrişlere, ağız ve burun çevresinde egzamalara, beyin, karaciğer ve böbreklerde yıkılmalara neden olmakta ve kullanan da paranoid tabloları ortaya çıkarmaktadır. Uçucuyu daha yoğun bir biçimde solumak için başa naylon torba geçirilerek kullanma biçiminde boğulma yoluyla ölüm olabilir (Özden ve Canat, 1996, s. 37; Sprinthallvcollis, 1984, s. 375; Aktaran, Kulaksızoğlu, 2004, s. 211).

4. BAĞIMLILIĞIN ÖNLENMESİ:

Önleme , insanların madde kullanmasını ve eğer kullandıysa bağımlı hale gelmesini engellemeye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerine verilen addır. Tüm dünyada önleme programları giderek önem kazanmaktadır. Bunun nedeni bağımlılığın geliştikten sonra tedavisi güç olan bir durum olmasıdır. Bağımlılık gelişmeden önce yapılacak müdaheleler her zaman daha başarılı , ekonomik ve sosyal açıdan daha yaralı olmaktadır. Önleme çalışmaları iki ana başlıkta toplanabilir:

1 – Toplumda madde talebini azaltmak
2 – Maddenin arzını yani bulunabilirliğini azaltmak
İkinci yöntem tamamen polisi ilgilendiren yasal çalışmalardır ( Ögel , 2001 , s . 109 ) .

a) Önleme Programlarının Önemi:

1 – Bağımlılık , geliştikten sonra tedavisi oldukça güç olan bir hastalıktır. Kişilerin bağımlılıktan kurtulma istediği tedavinin başarısını etkileyen en önemli faktördür. Ancak buna rağmen tam temiz kalmayı başarma oranı oldukça düşüktür.
2 – Bağımlılığın başlangıcından tedavisine kadar geçen sürede topluma yansıyan olumsuz yanları çok büyüktür. Bağımlılığın getirdiği sosyal ve ekonomik zorluk sonucunda insanlar yasal olmayan eylemler yapabilmekte ve suç işlemektedirler.
3 – Uygulanan uzun süreli tedavilerin topluma maliyeti çok yüksektir.Altı ay ve daha uzun süren tedavilerin madde bağımlılığında daha etkili olduğu gösterilmiştir. Bu kadar uzun süreli tedaviler için fiziksel mekanlar yaratmak , personel çalıştırmak , reabilitasyon alanları açmak , iş bulmak oldukça yüklü bir organizasyondur.
4 – İyileştikten sonra yineleme olasılığı çok yüksektir. Kişinin tekrar madde kullanmaya başlamasını etkileyen birçok faktör vardır. Tüm bu faktörleri minimal düzeye indirmek oldukça ciddi bir uğraş gerektirmektedir. Tüm bunlar yerine getirilse bile beklenmeyen olaylardan dolayı tekrar kullanımın görülmesi seyrek değildir.
5 – Öte yandan her türlü önleme programı maliyetinin , tedavi maliyetinden daha düşük olduğu gözlenmiştir ( Ögel , 2001 , s . 109 – 110 ) .

b ) Madde Kullanımı ile Mücadelenin Aşamaları: Madde kullanımıyla mücadele ve koruma çalışmalarında üç aşama vardır.
1- Birincil Önleme : Burada hedef henüz hiç kullanmamış ama risk taşıyan gruplardır. Eğitim yoluyla madde kullanımının engellenmesine çalışılmaktadır. Kitle iletişim araçlarını bu amaçla kullanımı önem taşımaktadır.
2 – İkincil Önleme : Bu aşama erken tanı koymayı , bağımlılık gelişmeden önlemlerin alınmasını içerir.
3 – Üçüncül Önleme: Bu aşamada amaç ; madde kullanan kişilerin madde kullanmayı bırakması ve bıraktıktan sonra tekrar bu maddeleri kullanmaya başlanmasının önlemesidir. Bunun bir diğer parçası ise , madde kullanımıyla ortaya çıkan zararların önlemesidir. Burada amaç ; bulaşıcı enfeksiyonlardan korunmak , suça iten nedenleri azaltmak ve diğer fiziksel zararlardan korunmak , en azından bu zararları düşük düzeye indirmektir ( Ögel , 2001 , s . 110 ) .

c) Önleme Çalışmalarının Biçimleri :

1 – Bilgilendirme : Bunlardan birincisi ve belli de en sık kullanılanı caydırıcı yöntemdir. Burada amaç ; kişiyi uyuşturucu madde kullanımının tehlikelerine karşı uyarmak , olumsuz bir tutum geliştirmek ve madde kullanmaktan korkmasını sağlamaktır. Bu yönteme örnek olarak “uyuşturucu öldürür” sloganı verilebilir. Uyuşturucu kullananların yakalandıkları zaman yasal olarak cezalandırılması ve cezaevlerine gönderilmeleri de bir tür caydırma amacını taşır. Gerçekçi bilgilendirme yöntemi madde kullanımını etkileri ve sonuçları hakkında insanları bilgilendirmek , merakı gidermek , yanlış inançları düzeltmek ve madde kullanan insanlara karşı olumsuz tavrı gidermek amaçlarını taşır ( Ögel , 2001 , s . 111 ) .
2 – Eğitim : Programlı eğitim yaklaşımı standart biçimde hazırlanmış paket eğitim programlarının uygulanmasını içerir. Birleştirilmiş eğitim yaklaşımı ise diğer dersler içinde uyuşturucu maddeler hakkında bilgi verilmesidir. Örneğin ; kimya , biyoloji , yurttaşlık dersleri uyuşturucu ile ilgili yeri geldikçe ulaştırılmasıdır. Uyuşturucu madde konusunda eğitim , genel sağlık eğitimi içinde yer alması çok daha etkili olduğu bildirilmektedir. Ancak ülkemizde sağlık bilgisi dersleri henüz yerleşmiş değildir. Bireysel geliştirme yaklaşımında amaç ; bireyin kendine olan güvenini ve sosyal becerilerini artırmak karar verme yetisini geliştirmek , sorunlarıyla başa çıkabilmesini öğretmek , insanlar arası ilişkilerini düzenlemektir ( Ögel , 2001 , s . 111 ) .
3 –Toplumsal Çalışmalar : Toplumsal çalışmalar tüm topluma yönelik etkinlikleri kapsamaktadır. Bunlar içinde , kamuoyuna yönelik bilgilendirme ve eğitim çalışmaları , kamuoyunda madde karşıtı bir değer geliştirmek sayılabilir. Danışma merkezlerinin kurulması da toplumun bilinçlendirilmesinde büyük önem taşır. Özel kuruluşların , sivil toplum örgütlerinin desteğinin sağlanması ,yardım ve bakım evlerinin oluşturulması , bilgi ve alternatif aktivitelerin geliştirilmesi uyuşturucunun toplumda yayılmasını önleyecek çalışmalardır. Bu çalışmaları yönlendirebilecek dökümantasyon merkezlerinin kurulması şarttır ( Ögel , 2001 , s . 111 – 112 ) .

d) Önleme Çalışmasının Başarısını Etkileyen Faktörler:

Aşağıda sayılan faktörler önleme çalışmalarının başarısı üstüne doğrudan etki gösterir.

. Süreklilik sağlanmadığı sürece bu çalışmaların başarısızlıkla sonuçlanması kaçınılmazdır.Anlık etkinlikler,kampanyaların başarılı olmadığı gösterilmiştir.
. Gönüllü insanların bu çalışmalarda yer alması başarıyı arttırmaktadır.
. Özendirmeden kaçınmak gerekir. Bilinçsizce yapılan birçok etkinlikte kişiler maddeye karşı özendirilebilmektedir.
.Merak uyandırmamak gerekir.
.Risk gruplarını oluşturan kişilerin(örneğin gençlerin) doğrudan etkinlikler içinde yer almasının sağlanması başarıyı arttırmaktadır.
.Toplumun katılımı ve işbirliği sağlanmalıdır.
.Her kültüre uygun mesajların seçilmesi ve kullanılması gerekir.Böylece mesajların insanlara ulaşımı daha kolay olabilmektedir.Tüm toplumu sarabilecek tek bir mesaj bulmak imkansız gibidir ( Ögel , 2001 , s . 111 ).

e)Önlemede Anne ve Babanın Yeri:

Madde kullanımı ve bağımlılık konusunda en önemli risk grubu gençler olduğu için,anne ve babanın bu konuda önemi çok büyüktür. Anne ve babanın çocuğunun maddeye bağlanmaması için yapacağı bazı basit davranışlar ve girişimler vardır. Bunlar aslında, ailenin her koşulda uyması gereken kural ve işlevlerdir.

Her anne baba çocuğuyla kuvvetli bir sevgi ilişkisi kurmalıdır. Bu sevgi ilişkisi içinde çocuğuna doğru ve yanlışları öğretmek ailenin görevidir. Çocuğun davranışlarına bazı belirli kurallar konmalı , kurallar konduktan sonra muhakkak tam olarak uygulanmalıdır. Uygulanmayan kuralları koymak ilişkiyi bozacaktır ( Ögel , 2001 , s . 113 ).

Anne ve baba çocuklarıyla maddeler hakkında konuşmalıdır. Birçok aile bu konuyu evde konuşmaktan kaçınmakta ve bu konuyu tabu haline getirmektedir. Yapılacak en büyük hata anne ve babanın kendi çocuğunun kullanmayacağına ilişkin bir düşünce geliştirmesi ve böyle bir sonra karşılaşıncaya kadar beklemesidir. Her anne baba maddelerin etkilerini , sonuçlarını ve özelliklerini çok iyi bilmelidir.Ancak böylelikle çocuğuna yardımcı olabilir. Anne baba tutarsız davranışlardan kaçınmalı evde konulan kurallar mantıklı , birbiriyle tutarlı ve sınırları belli olmalıdır( Ögel , 2001 , s . 113 ).

Ev içinde ve dışında çocuğun gözlenmesi de önem taşır.Anne ve baba çocuğun arkadaşlarını , onların ailelerini yakından tanımalıdır. Ancak bu , bir tür baskı değil , bir yakınlaşma süreci olarak algılanmalıdır. Gözleme süreci içinde onu suçlayıcı ve yargılayıcı davranışlardan kaçınmalıdır. Gözlemek takip etmek değildir. Çocuğun bu hissetmesi ya da hissetse bile bunu ailenin ona yakın ilgisi olarak algılayacak tarz da yapılması gerekir ( Ögel , 2001 , s . 114 ) .


5.BAĞIMLILIĞIN TEDAVİSİ:

Alkol ve madde kullanan bağımlı olan kişilerin tedavisi , kullanılan maddenin cinsine , kullanım süresine , bireysel özelliklere göre değişiklik gösterir. Tedavi toplum içinde değişik öğelerden oluşan bir bütün olarak ele alınmalı , tedavinin başlangıcından toplumsal uyuma kadar bütün olanaklar sağlanmalıdır. Tedavi programı içinde biyolojik ilaç tedavisi , ruhsal tedavi , bağımlının toplumla birleşip bütünleşmesini , uyumunu , çalışmasını düzenleyen uyarlama girişimleri yer alır. Bunlar bir bütün olarak sürdürülür ve izlenir ( Köknel , 1998 , s . 251 ).

a)İlaç Tedavisi: Alkol ve madde kullananların , bağımlıların ilaç tedavisi kısa süreli ve uzun süreli olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilir. Kısa süreli ilaç tedavisi ya alkol ve madde zehirlenmesine bağlı olarak bedensel , ruhsal bozukluklarda ya da bağımlılık yapan maddenin birden bire kesilmesi sırasında ortaya çıkan yoksunluk belirtilerinin denetim altına alınması , düzelmesi amacıyla yapılır ( Köknel , 1998 , s . 251 ).

b )Ruhsal – Toplumsal Tedavi İlkeleri: Madde bağımlılığı tedavisinde başarı sağlamak için iki önemli etken vardır. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmak istemesidir.Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise , kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.Diğeri ise kişiyi maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir.Çünkü , kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını , arkadaşlarını , yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir.Eğer tüm bunlara hazır değil ise , yapılacak çok fazla bir şey yoktur (Ögel , 2001 , s . 30 ) .

Alkol ve madde bağımlılığının oluşmasında benzer nedenler bulunmasına ve ortak tedavi yaklaşımının gerekli olmasına karşın , bağımlıların kişilik özellikleri de gözden uzak tutulmamalıdır. Bu nedenle ortak tedavi yaklaşımını elden geldiğince bireysel ve kişisel özellikleri göre uygulanması, bağımlıların tedavisinde temel ilke olmalıdır. Bağımlıların tedavisi birbirinden ayrı ve kopuk yöntemlerle değil birbirini bütünleyen tamamlayan yöntemlerle yapılmalıdır. Böylece olumlu sonuç alma olasılığı yükselir. Bütünleyici ve tamamlayıcı tedavi aynı zaman da ruh hekimi , psikolog , sosyal hizmet uzmanı , hemşire ve uğraş tedavisi uzmanıyla tedaviye katkısı olan çeşitli devlet , kurum ve kuruluşların işbirliğini gerektirmekte , bunların ortak çalışmasını zorunlu duruma getirmektedir (Köknel , 1998 , s . 261 - 262).

Alkol ve madde bağımlılarının ruhsal ve toplumsal tedavisinde temel amaç onların yeniden topluma kazandırılmasıdır. Bu amacın gerçekleşmesi için önce bağımlı olduğu maddeden arınması ,sonra bağımlılığa neden olan bedensel, ruhsal, toplumsal etkilerden kurtulması, daha sonra bağımlılığı nedeniyle yitirdiği toplumsal rolünü yeniden kazanması gerekmektedir. Ayrıca alkol ve madde bağımlılarına yapılacak en önemli toplumsal yardım onların alkol ve madde alt kültüründen uzak bir ortamda yaşamlarını sürdürmelerini sağlamaktır. Bu nedenle bağımlıların aileleriyle işbirliği yapılarak bağımlının aileye uyumu,ailenin bağımlıya desteği ve yardımı sağlanmalıdır. Bağımlıların çalışma ve iş ortamı bulması,bu ortama uyum sağlaması için destekleyici,yol gösterici girişimler yapılmalıdır (Köknel , 1998 , s . 263).



6.UÇUCU MADDE BAĞIMLILIĞI VE SOSYAL HİZMET

Uçucu madde bağımlılığı için yapılacak mücadele de sosyal hizmet uzmanları birlikte çalıştığı ekip içinde koruyucu-önleyici, eğitici-destekleyici ve tedavi-rehabilite edici düzeylerde mesleki müdahalelerini gerçekleştirirler.

Önleme ve tedavi amacıyla eğitici nitelikteki ya da eğitim kurumlarına yönelik olarak yapılan çalışmalar şu şekilde özetlenebilir:

Okullarda, öğrencilerin madde kullanmaya yönelme durumun öğretmenler, okullarda görev alan rehberlik ve psikolojik danışmanlar ve Türkiye de henüz olmamasına rağmen okul sosyal hizmeti alanında çalışan sosyal hizmet uzmanları tarafından fark edilmesi önemlidir. Okullardaki SHU’nun görevleri arasında gençlerin özel problemleri ile ilgili olarak kişisel çalışma ve grup çalışması yapma anne-baba öğretmen ve okuldaki diğer meslek elemanları arasında uyum sağlama v.b. görevler yer almaktadır. Okullarda yapılacak çalışmaların başarıya ulaşması öğrencinin ve ailenin okuldaki psikolojik danışman ya da SHU’nun görev ve rolünün ne olduğu konusunda bilgi sahibi olmasına bağlıdır. Okullarda, gençlere ve ailelere yönelik yapılacak eğitici çalışmaların okuldaki eğitici kadrosu ile okul çalışmalarını kapsaması, anne-baba, öğretmen ve diğer personel arasında işbirliği sağlayacak biçimde planlanması başarıya ulaşılması için önem taşımaktadır. Yapılacak çalışmada öncelik öğrencinin neden madde kullanmaya yöneldiğinin araştırılmasına verilmelidir. Okulda öğrencinin eğitimsel, sosyal ve bireysel gelişimindeki aksaklıklara yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir. Madde kullanımının okul başarısı ve devamını olumsuz yönde etkilediği düşünüldüğünde okullarda yapılacak çalışmalarda önceliğin sorunu önlemeye yönelik olması gerekmektedir. Bu bağlamda madde bağımlılığını önleme programları önem kazanmaktadır. Okul personelini bilinçlendirici çalışmalar yapma ebeveynlere yönelik destekleyici ve eğitici çalışmalar yapma, gönüllülere eğitici ve yönlendirici nitelikte eğitim verme, okul genelinde sağlık taramaları düzenleme madde kullanan gençlere olumlu model olmaları örnek olacak nitelikteki arkadaşlarını bu amaçla eğitme madde bağımlılığını önleme programlarının unsurlarını oluşturur (Duman, 2001, s. 93-94).

Yurtdışındaki çalışmalarda madde bağımlılığını önlemede en etkili yaklaşımın eğitim olduğu kabul görmekte bunun devlet, medya ve gönüllülerin işbirliği içinde başlatılacak maddelere karşı verilecek savaşla olacağı vurgulanmaktadır. Bu eğitimde radyo, televizyon, gazeteler, video kasetler, dikkat çekici afişler ve bilgisayar oyunlarının araç olarak kullanıldığı, telefon hatları oluşturulduğu böylece ailelerin dikkatleri uçucu madde kullanmanın riskleri konusuna çekilerek çocuklarıyla daha fazla ilgilenmelerinin sağlandığı ve çocuk eğer uçucu madde kokluyorsa nasıl davranacakları konusunda uyarıldıkları belirtilmektedir (Özden ve Canat, 1995, s. 12; Aktaran, Duman, 2001 s. 94-95). Madde bağımlılığına karşı yapılacak eğitim etkinliklerinin ortaokul yıllarından başlaması ve eğitimde merak uyandırmaktan kaçınılması önerilmektedir. Eğitim çalışmalarında bağımlı olma riski olan kişinin yanı sıra sosyal çevreye yönelinmesi ve hedefin sosyal iklimin değiştirilmesi olduğu önem kazanmaktadır. Gençlik çağının bağımsızlık çağı olduğu göz önüne alınarak eğitimde otoriter, emredici ve yasaklayıcı olmamak gereklidir. Sadece risk altındaki kesime değil onlarla iç içe yaşayan gruplara da uçucu madde kullanmanın belirtileri, riskleri, sonuçları ve toplumdaki var olan hizmetler hakkında eğitim verilmesi önem kazanmaktadır. Eğitim çalışmalarının sonuçları sürekli biçimde değerlendirilerek gerekli düzenlemelerin yapılması üzerinde de durulmaktadır. Madde bağımlılığında önleyici ve eğitici çalışmalar bağımlılık meydana geldikten sonra yapılacak tedavi edici ve reabilitasyon çalışmalarından daha fazla önemsenmelidir (Duru ve arkadaşları, 1992, s. 5;Aktaran, Duman, 2001 s.95).
Uçucu madde bağımlılarıyla çalışan sosyal hizmet uzmanları tedavi odaklı kurumun ya da kliniğin verdiği hizmetlerin tanıtımını yaparak, düzenlenecek eğitici çalışmaların organizasyonlarını üstlenerek, bağımlı geçleri tedaviye yöneltmede katkı da bulunabilir. Uçucu madde bağımlısı çocuk ve gençler genellikle kendiliklerinden hastane ve tedavi programlarına müracaat etme eğiliminde olmadıklarından sosyal hizmet uzmanları uçucu maddelerin sık kullanıldığı ortamlara girerek, bu maddelerin sebep olacağı tıbbi, hukuki ve psikososyal sorunlar hakkında bu gruba bilgi verip bağımlıları tedaviye yöneltmek için ikna edebilir (Kalyoncu, 1995, s. 50; Aktaran, Duman, 2001 s.96). Gençlerin uçucu madde kullandıkları ortamlara girmenin ise ancak toplumdaki gençlik danışma merkezleri, sokak çocukları merkezi ve madde bağımlılığını önleme ve tedavi merkezleri gibi merkezlerin sayıca artmasıyla ve o merkezlerde görev alacak sosyal hizmet uzmanı aracılıyla mümkün olacağı düşünülmektedir. Böylelikle hastanelerdeki psikiyatri kliniklerine de her uçucu madde bağımlısının değil de gerçekten tedaviye ihtiyacı olanların yönlendirilmesi sağlanabilecek ve kliniğin gereksiz iş yüküyle yüklenmesi de engellenecektir (Duman, 2001 s.96).

Sosyal hizmet uzmanı klinik tedavi esnasında da uçucu madde bağımlısı gencin tedaviye motivasyonunu artırma, klinikteki ekiple ilişkilerinin geliştirilmesi, ailesi hakkında bilgi toplama ( ev ziyareti) ailesine yönelik eğitici çalışmalarda bulunma ve aile kurum ilişkisinin kurulup geliştirilmesini sağlama da rol alabilir. Uçucu madde bağımlısının aile ve arkadaş çevresiyle olan ilişkilerini düzenleyerek tedaviden olumlu sonuç elde edilmesine de katkı da bulunabilir. Tedavi sonrası (taburculuk sonrası) izleme çalışmalarıyla da bu sonucun kalıcı olmasını sağlayabilir. Tedavi esnasında ve sonrasında gerekli hazırlık ve izleme çalışmaları yapılmazsa tedavi sonrası, çocuk ya da genç okuduğu okula ya da iş yerine döndüğünde bağımlılığın nüksetmesi söz konusu olabilmektedir. Madde bağımlılığında tekrarlama davranışı, çevresel ya da kişisel stres durumu, uygun başa çıkma becerilerine sahip olmama, yetersiz sosyal destek ve motivasyon eksikliği gibi faktörlerin bir veya daha çoğunun bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu bilgilerden yola çıkılarak sosyal hizmet uzmanları, tedavi sonucunda madde bağımlısı genci topluma dönüşe hazırlama sürecinde yaptıkları değerlendirmelerde, tekrarlama ihtimaliyle ilgili tahminlerde bulunurken gencin günlük streslerle başa çıkma becerilerini ve sosyal desteklerini de dikkate almalıdır (Duman, 2001 s.96).

Sosyal hizmet uzmanının tedavinin başlangıç aşamasından tedavi sona erene kadar, özellikle gencin madde bağımlısı olmasının sosyal ilişkileri üzerindeki olumsuz etkilerini giderme; tedavi ekibi hasta ve ailesi arasındaki ilişkinin kurulması; hastanın ailesiyle ilişkilerini güçlendirerek sosyal destek sağlanması; taburculuk sonrası toplum içinde izleme çalışmalarında bulunması gibi tedavi başarısını etkileyecek önemli bir rol üstlendiği açıktır (Duman, 2001 s.96).

Mesleki müdahale müracaatçının gereksinimlerinin kendileri tarafından ya da SHU tarafından tanımlanması amacıyla bir araya gelmesi ile başlar. Uçucu madde bağımlısı birey madde kullanımın sosyal, fiziksel ve ruhsal zararlarının farkında olabilir ve tedavi merkezine başvurabilir. Ya da SHU müracaatçıya farkındalık kazandırarak müracaatçıyı tedavi merkezine yönlendirebilir. Çocuk ve gençler genellikle akran grupları arasında kabul görmek, merak, aile içi ilişkilerde sorun yaşama, uçucu maddeleri kolay ve ucuz elde etme gibi nedenlerle uçucu maddeleri kullanmaktadırlar.

SHU uçucu madde bağımlısı bireyle çalışmaya mesleki ilişki kurarak başlar. Bu ilişkinin güven verici olması mesleki müdahalenin önemli bir öğesidir. İlk görüşmede SHU madde bağımlısı genç tarafından otorite figürü olarak algılanmamadır. Aksi takdirde bir değişim ajanı olan SHU değişime karşı dirençle karşılaşabilir. Bu amaçla SHU ilk görüşmede genci ve çocuğu yargılamadan kabul etmeli, kendi değerlerini onlara empoze etmemelidir. Güçlü yanlarını keşfetmesine olanak vermelidir. Eğer acil gereksinimleri varsa bunlar karşılanmalıdır. Örneğin sosyal güvenceye sahip olmama nedeniyle merkeze kabul edilmeme gibi.

İlk görüşmeden sonra SHU müracaatçının ihtiyaç ve amaçlarını tanımlayan bir başlangıç değerlendirmesi yapmalıdır. Örneğin müracaatçı tedavi merkezine kendi isteği ile mi gelmiştir. Ailesi ve arkadaşları ile ilişkileri nasıldır (sosyal destek sistemlerini değerlendirme).
Tedavi motivasyonu nasıldır. Niçin merkeze başvurma ihtiyacı hissetti, bağımlılığın yaşamında sorun olduğunu nasıl fark etti vs. İlk değerlendirmeden sonra SHU bir müdahale planı hazırlar. Bu müdahale planının bir ayağında tanımlanmış problemlere (uçucu madde bağımlılığı, öfke davranışını kontrol edememe, aile içi ilişki sorunları, suç davranışı vs.) yönelik bilgi ve beceri kazandırma vardır. Örneğin bir müracaatçıya bağımlılığın fiziksel zararları konusunda bilgi verilebilir. Eğitim grupları oluşturularak bağımlılık kavramı konusunda grup oturumu yapılabilir. Sorun çözücü bir grupta üyeler, benzer deneyimler yaşamış olduklarını fark ederler ve bu farkındalık kişilere güç sağlar (sosyal destek ağı). Başkaları da tıpkı kendileri gibi sorun yaşamaktadırlar. Bu konuda yalnız değillerdir. Grup ortamı üyeler için sosyal öğrenme ortamı yaratabilir. Benzer sorunlar yaşayan üyeler bu sorunlarıyla nasıl başa çıkmışlardır. Böylelikle birey kendi sorunlarıyla baş etme becerisi kazanır, aynı zamanda grubun diğer üyelerine de yardım ederek güç kazanır. Müracaatçının başkalarının gelişimine katkı verme sorumluluğu bu noktada önem kazanır.

Mürcaatçının madde kullanımını etkileyen faktörler (risk faktörleri) SHU ile birlikte keşfedilebilir. Acaba bağımlının içinde bulunduğu sistemlerin (aile, arkadaş grupları, okul, işyeri ve hatta sosyal ve ekonomik politikalar) madde kullanımına etkisi nedir. SHU, babası ile çatışma yaşamasından sonra madde kullanan bir müracaatçıya kızgınlığı ile madde kullanması arasında bir ilişki olduğunu görmesini sağlayabilir. Çünkü müracaatçı kendini ifade edememiştir. Risk faktörlerinin keşfedilmesi bir ölçüde müracaatçının baş etme becerisinin de ele alınmasını sağlar. Baş etme becerisi SHU ile eşit bir partner olan müracaatçısını kendi güçlerinin farkına varmaya götürür. Bu bilinçlenme sürecinde SHU ile Müracaatçı birlikte varılması gereken hedefleri saptar. Bu hedeflere müracaatçının en üst düzeyde katılımı önem taşımaktadır. Maddeye tekrar başlamamak için ısrarla hayır diyebilme, kendi önceliklerinin ön planda olması, riskli ortamlarda bulunmama, tekrar deneme girişinde bulunmama gibi. SHU, müracaatçısının maddeye karşı güçlü istek duyması durumunda baş etme becerileri geliştirmesine yardımcı olabilir.

Uçucu madde bağımlılarıyla çalışan SHU savunuculuk yapabilir. Ailesi tarafından fiziksel şiddete uğrayan uçucu madde bağımlısı bir çocuk korunma altına alınabilir. Tedavi merkezinden kaçan bir çocuğun tekrar kuruma alınması için harekete geçebilir. Tedavi ekibinin stigmacı tutumlarına karşı mücadele verebilir. Çocuk hakları konusunda personeli eğitebilir. Toplum kaynaklarını uçucu madde bağımlısı çocukların yararına harekete geçirebilir (tedavi masraflarının karşılanması, giyecek ve ilaç temini gibi).

Sosyal hizmet uzmanı uçucu madde bağımlısı çocuk ve gençlerin yüksek yararı için sosyal hizmet mesleğinin sosyal eylem yöntemini kullanabilir. Sosyal hizmet uzmanları sosyal eylem kapsamında yasalar çerçevesinde parlementoya baskı yapabilir. Halkın bu yönde örgütlenmesinde rol alabilir (Tomanbay, 1992). SHU, Ulusal örgütler (Üniversiteler, sivil toplum örgütler,SHÇEK,vs) ve Uluslararası örgütlerle işbirliği zemini oluşturulması için çaba harcayabilir.

KAYNAKLAR


Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi. Türkiye’de Sağlık Hizmetleri, Eğitim ve Toplumsal Girişimle Madde Kullanımının Önlenmesi, Madde Kullanımı Üzerine Ulusal Değerlendirme Çalışması. 2003

Duman, Nurdan. ‘’ Uçucu Madde Bağımlılığı Olan Çocuk ve Gençlere Yönelik Sosyal Hizmet Müdahalesi’’ Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulu Yayını İnsani Gelişme ve Sosyal Hizmet, Prof. Dr. Nesrin Koşar’a Armağan. Ankara: 2001

Duran, Çakmak ve diğerleri. Uyuşturucu Madde Kullanımının Aile Üstüne Etkisi. Ankara: Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayını, 1997.

Köknel, Özcan. Bağımlılık. İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi 1998.

Ögel, Kültegin. İnsan, Yaşam ve Bağımlılık Tartışmalar ve Gerekçeler. İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık 2001.

Ögel, Kültegin. Bağımlılığı Önleme Anne-Babalar Öğretmenler İçin Kılavuz. İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık 2002

Sevil, Hüseyin Tekin. Uyuşturucu Bağımlılığı Tanımlar-Sorunlar-Çözümler. Ankara: SABEV Yayınları No: 3,1988.

Tomanbay, İlhan. Ana Çocuk Sağlığında Sosyal Boyut. Ankara: Doruk Yayınları, 1992.

Yüksel, Nevzat. Ruhsal Hastalıklar. Ankara: Hatipoğlu Yayınevi 1995.










 
Yorumlar
sayın hocam 2 aydır gaziantep büyükşehir belediyesi sokak çoçukları ve sokakta çalışanlar rehabilitasyon merkezinde stajer sosyolog olarak çalışmaktayım.verdiğiniz bilgilerle kendi yaşadıklarımı göz önüne aldığımda durumun vehameti artıyor.sizden ricam bizim kurumumuzda sosyal hizmet uzmanı çalışmıyor(çalıştırılmıyor) değerli bilgilerinizi bizimle paylaşırsanız seviniriz.
sadobey
Tüm Yorumları Göster
 
 
Can Küçükali
Delfin Rukal
Gündoğdu Yıldırım
Hamit Ölçer
Kemal Gökcan
Özgür Karakaya
Salim Çalık
Vefa Akdoğan
Yusuf Yüksekdağ
 
  Son 10 Yorum
Dilsel açıdan farklılık ve hassasiyet yaratan terimleri açıkladığınız için ayrıca teşekkürler......
merkez sağda güçlü bir akım olmadıktan sonra o biraz zor BURAKCIĞIM...
insanlar toplum içerisinde, sahip oldukları maddi imkanları gösteremediği ölçüde dikkat çekmek için ...
Dede Korkut Hikayeleri içinde yer alan Deli Dumrul'un öyküsünü çağrıştırdı :)))))...
Bir erkek olarak çağımız kadınının dramını ve/ya trajedisini anlayabilmeniz çok güzel. Teşekkürler.....
Burak bey, hele sen önce partiyi bir kur. Neyi nasıl yapacağını anlatırsın. Sen bunu yapınca ne kada...
yorumunuz için teşekkür ederim Salim kardeşim....
İlginiz için teşekkür ederim Kemal kardeşim....
uludere katliamı akp'nin devlet oluşunun ve devleti yeniden biçimlendirişinin göstergesi olarak da o...
kurulacak yeni bir parti yeni olmayacak, kurulmuş olanların fotokopisi olacaktır. kurulacak partinin...
 
 
 
Reklam
vermek
istiyorum!
 
© 2007 Her hakkı saklıdır • Yasal Uyarı ve Gizlilik Beyanı Tasarım ve Programlama bt2